Kasım sonuydu...Ilık bir kış sabahı İstanbul
Yenikapı’dan feribotla Mudanya’ya geçerken birkaç saat sonra tadacağım
birbirinden leziz yemekleri düşünüyordum. Mekanın adı Anadolu Lezzet Dünyası
olunca daha düşünürken ağzım sulanmaya başlamıştı.
Ben dersimi çalışıp mekan ile
ilgili bilgi topladığımı düşünüyordum ki daha kapıdan girerken tahminimden çok
daha büyük bir keşif olacağını anladım.
1995 yılında Anadolu Et
Lokantası olarak hizmet vermeye başlayan bu kocaman restoran zamanla müşterilerinin
beklentilerine daha iyi cevap verebilmek için yeniden tasarlanmış. Samimi bir ortam yaratmak için çatısı
altında 5 farklı restoran konseptine ayrılan mekan çok ince
detaylarla tasarlanmış.
Uzun bir keşif olacağını
söylemiştim. Tüm restoranları gezerken mütevazi ve samimi kişiliği ile Vahit
beyden mekanı kurduğu ilk günden bu noktaya getiren başarı hikayesini dinledim.
60 personel ile ayda 15 bin kişiye hizmet veren toplam 450 kişilik bir mekanın
hem de 1. sınıf Turizm belgesi alarak 17 senedir kalitesini sürekli artırması
gerçekten takdir edilmesi gereken bir başarıdır bana göre. Restorandaki müşterilerin yüzlerindeki
memnuniyete bakarak bile bunu anlayabiliyorsunuz. Elbette bu hikayenin bir
kahramanı daha var ki; bunu öğrendiğinizde taşlar yerine oturmaya başlıyor.
Alışkanlıklarından çok zor
vazgeçen Türk insanına Lopeti Steak House’da Dry Aged ve Wet Aged sunulurken ilk
başta tereddüt yaşansa da kısa sürede çok güzel geri dönüşler almışlar.
Zaten Serdar Ertan’ın bu açıklamasını
kim duysa bakış açısı değişir:
“Bana sorarsanız orta pişmiş
eti 1 gece dinlendirdiğiniz için bakteri açısından riske girersiniz. Fakat kuru
dinlendirmede et, tamamen kendini korur. Bakteri üretmez, çünkü özel bir
dolapta hava sirkülasyonu sayesinde korunur. Wet Aged ise Arjantin mutfağında
çokça uygulanan bir teknik ve Dry Aged tekniğine göre daha tasarrufludur. Etten
kayıp olmaz bu teknikte. Kıyaslarsak; Dry Aged tekniğiyle yaşlandırılan et daha
yumuşak ve lezzetlidir. Wet Aged’de ise çok yumuşak olmaz. Kasların enzimler
tarafından parçalanması süreci eti yumuşatan süreçtir.”
Her restoranda geleneklere
bağlı kalınarak yeniden dizayn edilen bir Klasik Türk mutfağı izlerini
görebilirsiniz. Örneğin Adana Kebabı, yine Adana Kebabı ama lavaşının içine
özel bir eski kaşar ekleyip ve ızgara yapıyorlar. Çatala gelecek şekilde küçük dürümler
tasarlamışlar.
Bunların yanında ise
Antep’ten gelen ve koruk suyu ile yapılan turşu, şifalı salata olarak
nitelendirebileceğim taze otlar katılmış gavurdağı salatası ve patlıcan herse
mutlaka tavsiye ediyorum. Bir de bu lezzetlerin yanında Anadolu üzümünden
yapılmış şarapları denemenizi tavsiye ediyorum. Rakıya ihanet etmiş
olmayacaksınız. Hatta kebap size teşekkür edecek eski dostu ile kavuşturduğunuz
için. Eğer bu konuda bilgim az diyorsanız bunun için özel eğitim almış servis
personelleri size en doğru şarabı seçmenize yardım edecek merak etmeyin.
Evet kebap yiyorsunuz, hem de
ocakbaşında ama kesinlikle bir restoran inceliğinde. İşte bizim kebabımız ,
bizim Anadolu lezzetlerimiz böyle sunulmalı. Her detayına böyle özen
gösterilmeli ve siz de böyle lezzetlerin peşinden koşmalısınız. Yeni nesillere
kültürümüzü anlatabilmek ve aktarabilmek için. Ellerine sağlık ve afiyet olsun
diyebilmek için…
Eski Mudanya Yolu7 Bademli
BURSA
0224 549 23 03